30 Haziran, 2010

Ben Bugün Bişi Yapmıştım!!!

3 yıl önce tam bugün...
tam 30'unda...
"EVET" dedim Onguncuum'a :)

28 Haziran, 2010

Rüyalar Gerçek Olsa!

Ya ben ne pörtengeç rüyalar görüyorum anlamıyorum...
Paris'teymişim :)
Böyle sırt çantası falan, bi okuldayım, galiba öğrenciyim...
Etrafta tanıdık kimse yok...
Derslere girip çıkıyorum...
Hemen benim Fransızca öğrenmem lazım diyip,
kendimi okulun dışındaki bayıra atıyorum..
Bayırda ne kursu bulacaksam...
Nefes nefese dimdik bi yoldan yukarı doğru yürürken
at arabası sesi duyuluyo uzaktan...
Ama araba kısmının üzeri kapalı, tahta bi ev gibi...
At da tam yabancı film figürü..
Kocaman yeleli, artist bişi...
İçindeki çiftçi çocuk beni nefes nefese görünce duruyo...
Ve söylediği şey şu...
"Rahat nefes mi alamıyosun? 
Bak işte yurtdışına geldin, McDonald'sın kokusunu aldın ya, ondan."
??????!!!????!!
(Adam bu arada Türkçe konuşuyo!!!!)
Ya bu ne beeeee.. ne demek bu, derken bi uyanıyorum
meğer geceki soğuktan benim burnum tıkanmış..  
Ama McDonald's ne alaka, elalemin çiftçisi niye böle bi laf eder..
Ya da ben gerçekteki burun tıkanıklığımı nasıl böyle bi rüya içinde gördüm, dumur oldum!!!!
Olmicak mı benim şöle anlamlı, mantıklı rüyalarım :)

Bugünkü kolye ve bileklik takımı, 
Kolyekolik yapımı diil !!
:)

25 Haziran, 2010

Yandı, Bitti, Kül Oldular ...

Yaz geldi ...gelemedi de...
Lost bitti ... bitemedi de...
Bu bi türkünün nakarat kısmı falan diil...
Ortak özelliği olan iki konu:
-edebilememek-
Neyse ki oh çok şükür dedirten tek şey TV aleminde
dün geceki Aşk-ı Memnu'nun "kesin bir sonla bitmesi" oldu...
Çok fazla yorum yapmicam...
Ama Bihter'in intihar sahnesinde diziyi bitirselerdi de,
Aklımızda Behlül, Manisa Tarzanı haliyle 
ya da
Firdevs, "son golümü de yedim hayat" yüzüyle(!!!?!) kalmasaydı
daha mi iyiydi ne?
Yorum yapmadım :))))

Kolyeme gelinceeee ...
Bi sürü şey var içinde :)
Renk renk cam inciler, çek kristali ve çivili yığma...

22 Haziran, 2010

Azim Patlaması...

Dün resmen kendimi almak istediğim elbiselere feda ettim...
Hayatımın sayılı hatalarından birini yaptım..
Cevahir'e gittim :)
Nerede burada hata derseniz 
"elektrikleri kesilmiş ve gelmemekte direnen bi alışveriş merkezine,
30 küsur derece sıcakta gitmek ve elbise almaya direnmek" derim... 
Kadınlık hormonu ne kötü bişi ya...
İçimizde sanki canavar var...
Aldım ama sonunda elbiseleri...
Hem de bi de üstüne büyük mutlulukla :)))

Bu sıcaklarda hafif ve bunaltmayan yaz kolyelerine devam :)
Renkli boncukları ve bakır aparatlarıyla...

16 Haziran, 2010

Giritli ve Siyah Zincirli...

Bunu tavsiye etmeden geçemicem..
Hafta sonu Sultanahmet'te çok güzel bi restauranta gittik Melek ve Orhan'ın sayesinde...
Kesinlikle sitelerine  bi göz atmanızı öneririm...
Açıkça söylüyorum şu ana kadar İstanbul'da yediğim en güzel mezelerdi...
Yani anlatsam önünüzü göremezsiniz o derece :)
Fix Menü uygulaması var...
Deli gibi doyurucu...
Önce minik tabaklarda herkese özel arpa şehriyeli deniz mahsulleri salatası...  
Mezelerin üstüne yağ çekmemiş kalamarlar, balıklar ve tabi benim favorim 
en son gelen DONDURMALI BODRUM LOKMASI...
Tek olayı fiyatı birazcık tuzlu...
Onu da heyecan olarak yazmıyorum :P
Gitmek isteyenler telefonla öğrensin diye... 

Şimdi de gelelim kolyemize;
Siyah zinciri ne zamandır değerlendirmek istiyodum...
Meğer o da renkli ve krem incilerini bekliyomuş...

15 Haziran, 2010

Sıra Sıra Dizililer Ama İnci Diiller...

Yan apartmana yeni bi aile taşındı...
Aile yeni diil, taşınmaları yeni!!
Çok da tatlı küçük bi kızları var :)
Hani böyle şakır şakır yağmur yağarken, okul önlüğüyle pencereden yağmuru hiç kıpırdamadan, ama yüzünde tatlı bi gülümseyle seyreden tiplerden...
İşte o şirin şeyin çooook da şirin oyuncakları var...
Sapık olduğumu falan zannetmeyin...
Oturup evlerini gözetlemiyorum :))))
Oyuncaklarının hepsi -ayıcıkları, bebekleri- oda penceresinin önünde sırayla dizili..
Biiiii sürü...
İşte onlar taşındığından beri,
ben her sabah yatak odasının perdesini açarken
O oyuncaklar 
-ne kadar mutsuz bi günümde olsam da- 
yüzümde inanılmaz bi gülümsemeye ve günümün güzel geçmesine sebep oluyolar...
"Sanırsam artık bu kadar küçük şeylerden bile mutlu olmaya ihtiyacımız var" ...

Öle işte...
Anlattım bitti :)
Dışarısı inanılmaz sıcak...
Ay öff bu sıcakta takamam kolye falan diyenler için 
acaip hafif ve renk dolusu bi kolyem var...

11 Haziran, 2010

MVAB ... MFÖ ...

Yine youtube yok oldu!!!

Onun yokluğu yüzünden siz de benim yok olan videolarımı 
seyredemiyosunuz, dinleyemiyosunuz, göremiyosunuz...
:((
Sebebini henüz öğrenemedim...
Teknik bi sorun mu var
yoksa
Yine yok etmeye mi çalışıyolar...
Bilmiyorum...
Hala DNS ayarları, zört ayarları, pört ayarları...
Kaçak köçek ayarlarla uğraşıyoruz..
Hala!!!

Yine de herkese keyifli hafta sonları...

Bir nebze de olsa içimizi açan kolyem de buradaa. :)

09 Haziran, 2010

Tatil mi?? Hönk!! O da ne??

Ongun'un bu kolyeyi görünce ilk verdiği tepki:

Aaaaa Olympos kolyesi yapmışsın!!!

Tatil ;( snıf snıf...
Deniz ;( snıf snıf...
Kum ;( snıf snıf...
Hatta börtü böcek bile ;( snıf snıf...
Plansızlık ne kötü şey!!!

08 Haziran, 2010

Yağmurun Elleri Büyüdü mü Ne?

küçük hesaplarla geçiyor yaşam
büyük kavgalar hep küçük şeyler için
arsız ayaklar altında alın teri
kırılgan naif elleri
yalanlar yalanlar yalanlar
bulutların ardındaki güneş gibi gerçek
sevilmeye muhtaçken kimileri
kirli avuçlara düşüverecek
yağmur
geri verecek buharlaşan sevgimizi
yağmur
sessizce silecek kibirimizi...

demiş Bertuğ Cemil

Bugünlerde havalardan mı?
hayattan mı?
bilinmez!!!
Pek bi ŞİİR ruhlu oldum :) ...

Ama kolyelerimi yapmayı ihmal etmiyorum bu melankoliyle :) ...
Deri ip ve kahvenin çeşitli tonlarındaki incilerle yaptığım kolyem...

07 Haziran, 2010

Arada

Mor ve Ötesi bu sene de "Masumiyetin Ziyan Olmaz" la bombayı patlatmış dedim...
İçlerinden bir tanesi ise müziğiyle sözleriyle tam derinlerden vuruyordu...
--- Nakba ---
Nakba yani felaket günü...
Yani Filistinlilerin, İsrail'in kuruluş gününü protesto ettikleri gün...
demekmiş...
Mor ve Ötesi de bu şarkıyı Filistinli bir çocuğun gözünden yazmış... 
Sevmiyorum blogda siyaset yapmayı, bahsetmeyi...
Ama 
Herkesin kendi doğruları, yanlışları var...
Ve
Ne acı...
Başkalarının sevinçlerinin, diğerlerinin felaketi olması...
Ne acı...
Başkalarının bağımsızlıklarının, diğerlerinin ablukalarının olması...
Ve
Ne acı...
Başkalarının hatalarının, çocuklarınsa sadece bu şarkılarının olması...



Ne ağır bi haftaydı geçen hafta ...
Bir tarafta gemiler, bir tarafta şehitler...
Sanki kolay kolay kalkmayacak gibi ağırlığı...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails