Yukarıdaki görüntüyü seyretmenin beni zor zamanımda sakinleştirdiğine karar verdim...
Görüntümüzün ismi "pişmek üzere olan pilav"...
Tam suyu çekerken oluşan göz göz görüntüyü seyretmek inanılmaz hoşuma gidiyo...
Artık siz tahmin edin nasıl bi psikolojide olduğumu!!!..
Sebebi ise aşağıdaki son pişmekte olan pilav resminden sonra.........
Evimizde bir süredir sorunlar yaşıyoruz...
İlk önce mutfak tavanı aktı... Olabilir, herkesin geçmişinde bir tavan akıntısı vardır dedik...
3 hafta sonra gelen ustaya bile sineye çektik...
Ardından 3-4 hafta önce bir gece ansızın gelen bir misafirle salonda karşılaştım...
Korkmam fareden! ...ya... fareydi işte o misafir! kim zannettiniz!
Peşinden koşup yakalamaya çalıştım ama çok hızlı çıktı şeker şey!!!!
3-4 gün kedi farecilik oynadık... Hiç sevmememe rağmen yatarken oda kapılarını kapadık, mutfağa kapanlar, zehirler koyduk... Adam bizimle dalga geçer gibi yanlarından geçti gitti hepsinin...
Sonunda ben Ankara'dayken davetsiz misafirimizle Ongun'un da birebir karşılaşmasıyla (çünkü Onguna göre o zamana kadar o "yazıııık yaaa, küçük şey"di) kesin çözüme ulaştık...
Uzman bir ekip gelip evdeki delikleri keşfedip, içerilerine demir ve fare uzaklaştırıcı jel koyduktan sonra bu beladan da kurtulduk, oh çok şükür, artık evimizde rahatça oturabiliriz derkeeeeeen, refahımız sabah duyduğum "tap tap tap" sesiyle bir kez daha bozuldu!!!!
Tap tap tap = Üst komşudan bizim gardrobumuzun içine su akıyor sesi!!!
Artık bütün sinir katsayılarım tavan yapmış durumda...
Sanırım bu ev ömrünü artık doldurdu...
Artık aramızda hiçbir sevgi bağı kalmadı...
En azından benim tarafımda kesinlikle durum bu!!!
Evin bizim için neler hissettiğini bilemicem ama bu kadar sorundan sonra onun da favori ev sahipleri olduğumuzu düşünmüyorum!!!
Aşağıdaki bileklik de "tap" sesinden az önce huşu içinde bitirdiğim yeni bileklik...
Cam boncukları anneciiiiiiim Ankara'dayken aldı..
Kare kare olan bu camları ben çok sevdim...
Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Eylül, 2011
27 Mayıs, 2010
Boyu Posu BOSU ...
2-3 haftadır mutteşem!!! vücüdümü şekillendirmek için spora başladım..
Dün de ilk defa yeni dönem sporlarından biri olan "BOSU"yu denedim..
Aboooooov demek istiyorum sevgili okuyucu...
50 dakikada, yarım daire şeklindeki bir topun beni bu derece hallaç pamuğuna çevireceğini
hayatta tahmin edemezdim...
Ama işin ilginci; topunun üzerinde dakikalarca höpleyip zöplememe rağmen
bugün hiç bi hamlık hissi ya da ağrı mağrı yok..
Hadi kalk gidiyoruz deseniz, ya pismilla diyip giderim.. o derece!!!
Sanırsam sonunda işe yaricak bişiler buldum...
On numero "BOSU"...
Bu da topusu...

Gelelim bilekliğe...
Cam atölyesinde içine sevgimi katarak :) yaptığım camlar ve
uygun renklerdeki boncuklarla taaaam bir yazlık bileklik oldu...
Camların bir özelliği var...
--Millefiori tekniği--
Bu camlarda; ana yuvarlak camınızın üzerine rengarenk minicik desenli parçaları koyup, ısıtıp, eritiyosunuz ve yayvan şekiller elde ediyosunuz...
Desen desen, renk renk...
08 Mart, 2010
Pazar Anlatımlı Kum Boncuk Kolye...
Tribeca'da Onguncuum'la süper lezzetli, huzurlu bir kahvaltıyla başladı Pazar...
Daha sonra tamamen Ongun'a adanmış bir Metro City gezisi...
Ne kolay erkeklerin alışveriş yapması, hala inanamıyorum...
Bu yüzden kararımı verdim kiiiii annemden sonra en iyi alışveriş partnerim Ongun :)
Daha sonra İmge ve İso'nun katılımıyla "cinnamon rolls" ziyafeti...
Ara vermeden -artık stantların kaldırılmış olmasıyla tüm özelliğini yitirmiş- bi Ortaköy gezisi...
Son olarak Beşiktaş pazarında havada uçuşan deniz lezzetleri...
Yani bol gezmeli bi Pazar gününün ardındaaaaan
işte yeni bir hafta...
yeni kolyesiyle :) ...
07 Şubat, 2010
The Others?!?!!! ...
Aaaaaaaaaahhh..Aaaaaaaaaaaaaaaaahhh..
Normal hayata dönmem için normal bi yazı olması lazım.. Çetrefilli falan olmaz!!! Kendime gelmem lazım... Hayatın normal şekliyle aktığına tekrar alışmam lazım... Cam boncuklarıma dokunup, sevimli peçeteliklerimi son sürat yapmaya devam etmem lazım kiiiiii;Cumartesi günü DOT'da seyrettiğim "Shopping and F***ing" i hazmedebiliyiiim...
Tiyatroda gelinebilicek son noktadır bu oyun zannımca... Şok içinde, gerilim içinde, gerilmekten kahkaha atar biçimde seyrettiğim bir oyundur kendisi... Tebrik etmek lazımdır oyuncuların teker teker hepsini bu engin cesarete sahip oldukları için... Nokta!
Ben bu karman çormanlıkla, bu karışmışlıkla en iyisi kendi dünyama döniim, bugünlerde peçetelik siparişlerimden başımı kaldıramadığımı söyliyim, o sebepten pek kolye yapamadığımı ama aklımın bi köşesinde de bu son yaptığım cam boncuklarımı nasıl kullansam diye düşünüp durduğumu belirtiyim...
03 Şubat, 2010
Kalp Kolyeniz Burdaaa ... Hem de Camdan ...
BEYLER, BU YAZIM SİZEDİR!!
Malum 14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşırken herkesin kafası karışık...
Ne alsak da yeniden kalpleri fethetsek diye...
Kolyekolik varken böyle bi sorununuz olabilir mi yahuuuu...
Ucundaki kalp, İtalyan'ın adalarından gelen camların eritilip şekil verilmesiyle bizzat kolyekolik tarafından yapılmıştır...
Küp şeklindekiler ise doğal kırmızı mercan taşlarıdır...
Kalbimizin ışığa göre kırmızının tonlarında renk değiştirme özelliği de vardır üstelik :)
Sade ama zarif bu kolye bu seneki sürpriziniz olabilir :)
Bi düşünün :)
18 Aralık, 2009
Göz Boncuklarla Cam Kolye ...
Rengarenk, pozitif bi kolye yaptım bugün, camda geçen hafta öğrendiğim göz boncuk tekniğiyle :)
İkinci renge saydam camla derinlik katılan bi teknik...
Bence süper bi teknik :)
Yedi boncuğun yedisi de kolyekoliğin ellerinden çıktı :) Geçen hafta atölyede yapılan camlar eve getirildi...Aralarına da önceden torbalarca alınan renkli tahta boncuklar eklendi... İçlerinden de mumlu ip geçirilip, arkası da zincirle istenen uzunluğa ayarlandı...
Yılbaşı gecesi bu kolyeyle çok sükse yapacağınıza eminim :)) Hatta bırakın yılbaşını bütün yıl bile diyebilirim :))
10 Aralık, 2009
Camdan Kalp Diil Camdan Kolye...
09 Aralık, 2009
İkinci Cam Kolye de Geldiiii...
08 Aralık, 2009
İlk Cam Kolye Heyecanı :)
Öle bi 2 hafta geçirdim ki yani anlatsam önünüzü bile göremezsiniz :) .. Mutlu mesut çıktığımız 10 günlük bayram tatilimizin ilk günü ben Lizbon'da yatak döşek hastalanınca, 3. gün apar topar ilk uçakla döndük İstanbul'a... Hayatımdaki sayılı hastalanmalarımdan biridir bu... Bi ateş hiç mi düşmez?? Yarım saatçik bile... Düşmedi... 5 kiloya yakın buz, cayırdak vücudum tarafından eritildi... Ama bana mısın demedi... Ateş düşmedi..Tam 3 gün HİÇ!!!... Zatüre başlangıcı, üşütme ortası, yamulma sonu derken 10 gün salladı attı beni yatağa bu şey...
İlk defa bugün dışarı çıkmanın ve cam kursuna kaldığım yerden devam etmenin sevinciyle eve gelince aşağıda görmüş olduğunuz kolyeyi yaptım... Ortadaki camımız kahverengi, sarı ve turuncu renklerden oluşmakta... Yanlarındaki tahta boncuklar ise yine turuncu ve sarı (Sanki resimde renkler çok net diilmiş gibi geldiği için yazdım böle... Belki de heyecan yapmışımdır :) )... İlk cam kolyem hayırlı uğurlu olsuuuun :)
12 Kasım, 2009
...
Bu yazıda birbirinden farklı paragraflar olucak ve bunlar insanın hayatının birkaç gün içinde ne kadar farklılaştığını yansıtacak...
İlk olarak bir önceki yazımda yazdığım doğum günü olayından dolayı 6 Kasım'ın benim için ne kadar mutlu geçtiğinden bahsetmek istiyorum.. Süper bi gündü.. İnsan böyle günlerde anlıyo ne kadar sevildiğini, hatırlandığını... Sabah yeni bi yaşla uyandım.. Yaptığım ilk şey sineğim ayci'me yani aylinciğe artık onun olan :) fular kolyesini yollamak oldu... Sonra güüüün boyu telefondan, facebooktan gelen tebrikleri kabul ettim... Akşamsa Onguncuuuum beni harika bi yere yemeğe götürdü... Mutteşem yemekler ve manzara eşliğinde yemekten sonra evimize huzurlu huzurlu döndük...
Ertesi gün ise ben bütün gün evde salınacağımızı düşünürken Ongun işten arkadaşları ve eşleriyle takılma önerisiyle geldi... Ne güsel, yeni insanlar, farklı ortamlar... Asmalımescite gittik.. Sezen ve Gökdeniz... Anlamıştım onlarda bişiler olduğunu, görür görmez sanki taaaa eskilerdenmiş gibi gelmişlerdi bana... Ve buldum... Ankara.. İkisi de Ankaralıymış... Size nasıl eğlendiğimizi anlatamam... Daha sonra Tolga ve kız arkadaşının da gruba katılmasıyla acaip mavralar atıldı... Hatta en son gittiğimiz Pasifik'te gülmekten geberdim terimi benim için az kaldı...
Pazar günü dünyaya sadece 39 gün önce katılan Poyraz Ziya'yı "aman bi yerlerden domuz gribi getirmiş olmayalım" korkusuyla uzaktan uzaktan abicik gubicik hareketlerle ayıla bayıla sevdik.. Eros'a ve Sinem'e tekrar tekrar hayırlı olsuuuun dileklerimizi ilettik... Sonra ev...
Ama bi sıkıntı var... Bilemiyorum... Sonra yavaş yavaş haberler arka arkaya gelmeye başlıyo.. Daha kötüymüş......... Bugün solunumu durmuş bi ara....... Makineye bağlanmış ....... Salı günü Cam'a gidiyorum... Kafam o kadar başka yerde ki... Ellerimi yakıyorum... Sonra ara veriyim diyorum Gaye Hocaya.. O sırada bi bakıyorum 6 cevapsız arama... Anlıyorum...... Arıyorum...... Sabah vefat etti... Adanaya gelin.... Hemen atlayıp gidiyoruz Ongunla... Hiç alışık diildik onu böyle görmeye... Uçarı, deli dolu, hiperaktif, ayı gibi mavra, mükemmel insan yaratıcısı, kardelen kar kardelen kar kardelen kardeeeeşş Alp, o anda sadece ölümüne anne acısı çeken Alp olarak açıyo bize kapıyı... Asıl acı Çarşamba günü son vedada... Hepimiz yanındayız... Vedalaşıyo son kez annesiyle, hepimiz kopuyoruz... Sonra -boşlukta gibi- herkesle teker teker el sıkışıyo, taziyeleri kabul ediyo... Ama durumu? ... Sıra bende... Ne söylenicek?? Sımsıkı sarılıyoruz... Sadece bekliyoruz seni İstanbul'da, artık biz varız diyebiliyorum......
Sonrası İstanbul....
Doğum günü, mutluluklar, yeni dostluklar, doğum ve ölüm .... Hepsi sadece 5 gün içinde olup bitiveriyor... Size de sadece yaşamak kalıyor...
Biliyorum "Ben Kimim" yazısında az laf çok iş demiştim... Burada lafı biraz uzun tuttum... Mazur görün...
Şimdi ise bugün... Hayat devam ediyor... Kaldığımız yerden ilk yaptığım camlarla devam edelim mi?
07 Ekim, 2009
Cam Boncuklarımla Ben Mutluyuz :) ...
Hani size demiştim ya Salı akşamı anlatırım diye... 1 gün rötarlı olarak hemen konuya giriyorum.. CAM BONCUK KURSUNA BAŞLADIIIIIIIIMM :)) Offf... İnanılmaz heyecanlı, inanılmaz zevkli... Sevgili Gaye Döşer'le tanışmam uzmantv.com sayesinde oldu.. Tamamen bi tesadüf... Sonra takı tasarımı için Gaye Hocamın internet sitesini araştırıken bi anda cam boncuk kurslarıyla karşılaştım.. Rengarenk, pırıl pırıl biiiiiii sürü cam boncuk... Nasıl olsa artık düşe kalka kolyeler, takılar yapıyorum.. Neden şimdi cama başlamiim dedim kendi kendime ve hemen kayıt oldum kursa... Süper bi deneyimdi.. Bundan sonra her Salı atölyedeyim :) 4000 gözle de bekliyorum zaten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






