Daha önce burada bayıldığım bi kolyem var demiştim.. Annecüüümün aldığı... puf puf boncuklardan... geçen gün elimdeki tahta ve kadife boncukları değerlendirmek için aynı tarzda 4-5 adet kolye yaptım... tam yazlık oldular... belki artık bunlar da en sevdiğim kolyelerim olurlar :)
27 Mayıs, 2011
Yararlı Oldu Bu Alışveriş...
Bugünlerde içimdeki alışveriş canavarı hortlamış durumda... Benim canavarımın hortlama durumu değişiktir ama.. Öyle gidip 300-500 kıyafet alma anlamına gelmez... Gidip neler var neler yok bi bakiim, bişiler varsa 1-2 elbise falan alıyım anlamına gelir... Bu bakımdan Ongun bana bayılır :)) Hele dün elindeki 14 elbiseyle(saydım) kasada bekleyen kızı gördükten sonra... Ben yine 1-2 elbisemi alıp doğruca Carnaby Street'te Kingly Court'taki Buffy's Beads'e gittim ve yararlı bir dergiyle, kolye olmayı sabırsızlıkla bekleyen, Türkiye'deyken üşenip almadığım ama burada tekrar görünce dayanamadığım, bu fimo boncukları aldım...
25 Mayıs, 2011
Park ve Bahçeler Müdürü Olucaz Yakında...
4000 gözle kargonun gelmesini beklediğim günlerden biri..
Yeni foto makinemiz için :)
Onu beklerken, nette neler var neler yok diye bakınırken ve bi ara bezmişlikten acaba metro düzgün çalışıyo mu? diye nereden aklıma geldi diye düşünürken, bu haftaki 2. intihar vakası yüzünden piccadilly line'nın kapanma durumuna geldiğini gördüm... en bayıldıkları şey ya trenin önüne atlamak, hobileri resmen! naapsın adamların şöyle heybetli bi boğaz köprüleri yok ki! bi de biri atlar atlamaz metronun her yerine yazıyolar "biri atladı, şurası kapandı, şöyle oldu böyle oldu" diye...
Neyse bırakalım böyle keyifsiz konuları, bizim gezerken çok keyif aldığımız, sizin de yukarıdaki paragraftan sonra havanızı değiştireceğini düşündüğüm, Richmond Park ve Terrace Gardens görüntüleriyle başbaşa bırakıyorum sizi... geyikleer, dev ağaç kütükleri, muhteşem göl manzarası... biraz emlakçı cümlesi mi oldu ne?... hayatta böyle güzellikler varken ne gerek var atlamaya, patlamaya...
Yeni foto makinemiz için :)
Onu beklerken, nette neler var neler yok diye bakınırken ve bi ara bezmişlikten acaba metro düzgün çalışıyo mu? diye nereden aklıma geldi diye düşünürken, bu haftaki 2. intihar vakası yüzünden piccadilly line'nın kapanma durumuna geldiğini gördüm... en bayıldıkları şey ya trenin önüne atlamak, hobileri resmen! naapsın adamların şöyle heybetli bi boğaz köprüleri yok ki! bi de biri atlar atlamaz metronun her yerine yazıyolar "biri atladı, şurası kapandı, şöyle oldu böyle oldu" diye...
Neyse bırakalım böyle keyifsiz konuları, bizim gezerken çok keyif aldığımız, sizin de yukarıdaki paragraftan sonra havanızı değiştireceğini düşündüğüm, Richmond Park ve Terrace Gardens görüntüleriyle başbaşa bırakıyorum sizi... geyikleer, dev ağaç kütükleri, muhteşem göl manzarası... biraz emlakçı cümlesi mi oldu ne?... hayatta böyle güzellikler varken ne gerek var atlamaya, patlamaya...
23 Mayıs, 2011
Evi Panolar Bastı...
Hafta sonumuz, Cuma günü Ongun'un fazla mesaisi yüzünden bütün Cuma planının altüst olmasıyla kötü başlayıp, Cumartesi günkü Canan'ın doğum günü ve Pazar günkü Sunday Up Market-Shoreditch turumuzla süper bitti! Sunday Up Market, Brick Lane'de her alandan tasarımcıların oluşturduğu, Camden'dan çok daha küçük ama keyifli bir market... Gezdik dolaştık ve bu bayıldığımız panoları hem evin hem de bahçenin duvarına aldık..
Pazar çıkışı en sevdiğimiz şeylerden birini yapıp Shoreditch'a doğru ara sokakları gezdik... Beni, tarz tarz kıyafetler satan dükkanların içinden, Ongun'un kapı önünde bekleyişi kurtardı neyseki :) ... En yakın zamanda şöyle özgür willy şeklinde tek başına bi gitmek lazım tekrardan o dükkanlara :) ... Günün sonunda Ongun'un hint yemeği teklifini kıramadık ve Earl's Court'taki yolunuzun düşmesine bizce çok da gerek olmayan Masala Zone hint restaurantına gittik... yani acı yapın da o kadar da diil be kardeşim.. hala ertesi gün sizi yad etmek zorunda bıraktırmayın bizi!!! Neyse... Şimdilik bu aralarki son kadifeli, kırmızı çek kristalli tel örme...
18 Mayıs, 2011
Herkesin İçinde Bir "Rock Star" Olma Hayali Var Mıdır Acaba?
Eveeeet geldik özellikle küçük hanımların gözlerini parlatan, kolaylıkla "rock star" ismini alabilecek tel örme kolyemize... Hem sarıyla bakır çok güzel bi uyumu, hem de Londra'daki birçok küçük hanım bu kolyeyle arkadaşlarına hava atma şansını yakaladı :))
A! Ama bu kadar da reklam olmaz ki! :))) ...
A! Ama bu kadar da reklam olmaz ki! :))) ...
16 Mayıs, 2011
11 Mayıs, 2011
Gitme, Sana Muhtacım!..
+18
Dikkat! Bu yazıda kan gövdeyi götürmektedir..
Bayılma potansiyeli olanları "Toplu Kolye Albümü" bölümümüze alabiliriz
Müdüriyet
Parmaklarım, ben ve kolyelerim bir bütün olarak yuvarlanıp gidiyorduk...
Tellere bir süre ara veriyim diye düşündüm... çok üstüste yapınca insan bazen bayabiliyo diye...
Giriştim tahta boncuklarıma... düğümler ata ata iplere, renkli renkli kolyeler yapmaya başladım..
Ama ne olduysa oldu, iş tam kapama kısmının iplerini kesmeye gelince oldu....
Süper hiper kesici makasımın "kırt" sesinin yanına, bi de benim orta parmağımdan "hırt" sesi eklendi...
O ses de neydi demeye kalmadı, bileklere doğru süzülen kanı görünce "allahııım daha sana gelmiiim, noolur" diyerek bir bastırışım var parmağıma.. offfff...
Dikiş korkusuyla nasıl birleştirdiysem kesiği, camdan görüp koşup gelen alt komşu bile inanamadı... Yoğun hastaneye gidelim baskılarına, Türk kadınıyım, hallederim ben tarzındaki cümlelerim ve bakışlarımla karşı geldim -Adam bilmiyo tabi benim 1. dikişte zemini boylayacağımı-...
Saolsun onun da yardımıyla bir güzel sardık sarmaladık... Parmağı yeniden parmak şekline sokup işi bitirdik...
Şimdi sen misin tel kolyelerden sıkılan... İstesem de bir süre yapamicak olmanın acısı taaa şuralarda bi yerlerde...
Bi daha büyük konuşmicam.. Söz veriyorum..Amin!
10 Mayıs, 2011
Temizle Temizle Nereye Kadar?
Bugün minik bi ara verme zamanı Camden'a...
Evde ev işleri, ardından biraz da farklı modelde kolyeler...
Yalnız itiraf etmem gereken bi konu var kiii; bu ev temizliği olayı gittikçe sinirlerimi oynatmaya başladı.. hayatımda bu kadar tozlu bi yer görmedim... arada yağmur yağmasına rağmen kim yaratıyor bu tozu anlamıyorum... buradaki bütün kadınların korkulu süyası gibi...
neyse iş zamanı :(
Evde ev işleri, ardından biraz da farklı modelde kolyeler...
Yalnız itiraf etmem gereken bi konu var kiii; bu ev temizliği olayı gittikçe sinirlerimi oynatmaya başladı.. hayatımda bu kadar tozlu bi yer görmedim... arada yağmur yağmasına rağmen kim yaratıyor bu tozu anlamıyorum... buradaki bütün kadınların korkulu süyası gibi...
neyse iş zamanı :(
09 Mayıs, 2011
Tel Örmeler Kapış Kapış :)...
Bu aralar hep Camden'dayım...
O yüzden blogdan, internetten koptum gittim...
Sabahları markettayım, akşamları eve gelince hem günlük ev işleri hem de herkesin ilgisini çeken tel örme kolyelerimle hızla geçiyor zaman...
O kadar beğenildiler ki daha ben bazılarının resmini çekemeden satılıp gittiler bile :)
Bi de telleri taşımak kolay olduğu için malzemeleri götürüp orada yapıyorum...
Fotoğraf çekenler, gelip seyredenler.. kim bilir kimlerin tatil albümlerinde yerimi aldım :)
O yüzden blogdan, internetten koptum gittim...
Sabahları markettayım, akşamları eve gelince hem günlük ev işleri hem de herkesin ilgisini çeken tel örme kolyelerimle hızla geçiyor zaman...
O kadar beğenildiler ki daha ben bazılarının resmini çekemeden satılıp gittiler bile :)
Bi de telleri taşımak kolay olduğu için malzemeleri götürüp orada yapıyorum...
Fotoğraf çekenler, gelip seyredenler.. kim bilir kimlerin tatil albümlerinde yerimi aldım :)
03 Mayıs, 2011
Tatilin İlk Günü...
Bir düğün tatili de böylece bitti..
Cuma günü çocukları büyük bir coşkuyla evlendirdik :)
Kim ne derse desin, ne kadar kıskançlık gösterip karalamaya çalışırsa çalışsın, yeni "Cambridge Düşesi" Catherine dünyada gördüğüm en asil ve en güzel gelinlerden biri oldu...
Biz o gün gelinden bile önce uyanıp :)) geçecekleri güzergahtaki yerimizi aldık..
Sonunda da muradımıza erip hem ton ton sarılar içindeki kraliçeyi, hem "bana ne oluyorsa" acaip gıcık olduğum üvey anne ve Charles'ı, hem de önce damadı en son da gelini bir güzel gördük...
Kalabalığın coşkusu tüylerimizi tiken tiken edecek kadar vardı desem yeridir...
Sonra hepsini bi güzel Westminster'a uğurladıktan sonra koştur koştur Trafalgar'daki ekranlara gittik...
Ve mutlu son!
Evlendiler...
Biz deeeee gün boyu süren ülke çapındaki eğlencelerin en mavralarından biri olan Hyde Park'taki yerimizi aldık, gelin ve damadın "I will" onaylarından sonra...
Bir millet eğlenmeye bu kadar mı meraklıdır bre...
Adamlar resmen yer arıyo demeye kalmadı, sabahın köründen akşamın bi saatine kadar biz de arasında kaldık eğlencenin...
Çakma Kate'ler William'lar... Gelin kılığındaki erkekler... Ve üzgünüm ama bunu yazmadan duramicam, günün sonunda Hyde Park'ın ortasında, içtiği çayların!!!!?*!! gazıyla kendini evde zannedip çırılçıplak parkı bir uçtan diğerine kateden adsız kahraman :))) ... burada alkış giriyoruz cesaretinden dolayı :)) ...
öyle güle oynaya bitirdik bir düğünü de...
darısı seneye kraliçenin 60. yıl jübilesine :))...
önce düğün;
Cuma günü çocukları büyük bir coşkuyla evlendirdik :)
Kim ne derse desin, ne kadar kıskançlık gösterip karalamaya çalışırsa çalışsın, yeni "Cambridge Düşesi" Catherine dünyada gördüğüm en asil ve en güzel gelinlerden biri oldu...
Biz o gün gelinden bile önce uyanıp :)) geçecekleri güzergahtaki yerimizi aldık..
Sonunda da muradımıza erip hem ton ton sarılar içindeki kraliçeyi, hem "bana ne oluyorsa" acaip gıcık olduğum üvey anne ve Charles'ı, hem de önce damadı en son da gelini bir güzel gördük...
Kalabalığın coşkusu tüylerimizi tiken tiken edecek kadar vardı desem yeridir...
Sonra hepsini bi güzel Westminster'a uğurladıktan sonra koştur koştur Trafalgar'daki ekranlara gittik...
Ve mutlu son!
Evlendiler...
Biz deeeee gün boyu süren ülke çapındaki eğlencelerin en mavralarından biri olan Hyde Park'taki yerimizi aldık, gelin ve damadın "I will" onaylarından sonra...
Bir millet eğlenmeye bu kadar mı meraklıdır bre...
Adamlar resmen yer arıyo demeye kalmadı, sabahın köründen akşamın bi saatine kadar biz de arasında kaldık eğlencenin...
Çakma Kate'ler William'lar... Gelin kılığındaki erkekler... Ve üzgünüm ama bunu yazmadan duramicam, günün sonunda Hyde Park'ın ortasında, içtiği çayların!!!!?*!! gazıyla kendini evde zannedip çırılçıplak parkı bir uçtan diğerine kateden adsız kahraman :))) ... burada alkış giriyoruz cesaretinden dolayı :)) ...
öyle güle oynaya bitirdik bir düğünü de...
darısı seneye kraliçenin 60. yıl jübilesine :))...
önce düğün;
sonra asla vazgeçilmeyen kolye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















