30 Eylül, 2011

Anca Yetiştim Herkese!

Ayyy çok heyecanlı!!!
Bugün görgüsüz günümdeyim kusuruma bakmayın...
Uzun zamandır direnmeme rağmen sonunda ben de bi smart phone aldım...
Herşey burada kullandığım sim kartımı telefonuma ters takıp hem sim kartı hem de telefonu yok etmemle başladı..
Ardından bütün numaralarımı kaybettiğim gerçeğiyle yüzyüze kaldım...
Ve sonunda smart phone almaya karar verdim...
Önceleri önyargılıydım bu telefonlara karşı...
Herkesin elinde, insanları daha da asosyalleştirdiğini düşünüyordum...(aslında hala öyle düşünüyorum) (ve bi de facebook, twitter gibi yerlerde insanların sosyalleştiklerini "sandıklarını" da düşünüyorum) (ha bi de hepsinden bende de olmasına rağmen)...
Ama teknoloji girdabı beni de içine çekti ve aldım...
Bugün de hevesli hevesli, telefonumda ilk resmi bilekliklerden birine çekmek istedim...
Hem de biraz afilli efektler katarak :P ...








sevenleri ayırmamak lazım ama ayrıldılar sanki biraz!!! e biz de boşlukları doldurduk :)



29 Eylül, 2011

Hep Böyle Güneşli Olsa!...

Dün hava bi süperdi ki sandviçimi, kitabımı alıp attım kendimi Hyde Park'a...
40 yılda bir oluyor buralarda bu güzel havalar.. kaçırmadan sömürmek lazım...
Önce bikaç saat bizim tayfayla oluşturduğumuz kitap klubünün yeni kitabı "We need to talk about Kevin"ın sayfalarında dolandıktan sonra pılıyı pırtıyı toplayıp yürüyüş kısmına geçtim...
Yürürken de bazı kareler yakaladım parkın değişik yerlerinden...




28 Eylül, 2011

Bizim Eve Bi Haller Oluyo!!!

Yukarıdaki görüntüyü seyretmenin beni zor zamanımda sakinleştirdiğine karar verdim...
Görüntümüzün ismi "pişmek üzere olan pilav"...
Tam suyu çekerken oluşan göz göz görüntüyü seyretmek inanılmaz hoşuma gidiyo...
Artık siz tahmin edin nasıl bi psikolojide olduğumu!!!..
Sebebi ise aşağıdaki son pişmekte olan pilav resminden sonra.........
Evimizde bir süredir sorunlar yaşıyoruz...
İlk önce mutfak tavanı aktı... Olabilir, herkesin geçmişinde bir tavan akıntısı vardır dedik...
3 hafta sonra gelen ustaya bile sineye çektik...
Ardından 3-4 hafta önce bir gece ansızın gelen bir misafirle salonda karşılaştım...
Korkmam fareden! ...ya... fareydi işte o misafir! kim zannettiniz!
Peşinden koşup yakalamaya çalıştım ama çok hızlı çıktı şeker şey!!!!
3-4 gün kedi farecilik oynadık... Hiç sevmememe rağmen yatarken oda kapılarını kapadık, mutfağa kapanlar, zehirler koyduk... Adam bizimle dalga geçer gibi yanlarından geçti gitti hepsinin...
Sonunda ben Ankara'dayken davetsiz misafirimizle Ongun'un da birebir karşılaşmasıyla (çünkü Onguna göre o zamana kadar o "yazıııık yaaa, küçük şey"di) kesin çözüme ulaştık...
Uzman bir ekip gelip evdeki delikleri keşfedip, içerilerine demir ve fare uzaklaştırıcı jel koyduktan sonra bu beladan da kurtulduk, oh çok şükür, artık evimizde rahatça oturabiliriz derkeeeeeen, refahımız sabah duyduğum "tap tap tap" sesiyle bir kez daha bozuldu!!!!
Tap tap tap = Üst komşudan bizim gardrobumuzun içine su akıyor sesi!!!
Artık bütün sinir katsayılarım tavan yapmış durumda...
Sanırım bu ev ömrünü artık doldurdu...
Artık aramızda hiçbir sevgi bağı kalmadı...
En azından benim tarafımda kesinlikle durum bu!!!
Evin bizim için neler hissettiğini bilemicem ama bu kadar sorundan sonra onun da favori ev sahipleri olduğumuzu düşünmüyorum!!!
Aşağıdaki bileklik de "tap" sesinden az önce huşu içinde bitirdiğim yeni bileklik...
Cam boncukları anneciiiiiiim Ankara'dayken aldı..
Kare kare olan bu camları ben çok sevdim...

26 Eylül, 2011

Bu Yaz da Bitti...

Uzun bir Türkiye turunun ardından geri döndüm buralara...
Önce Bodrum sonra Ankara...
Normalde güneşin altında uzun uzadıya yatamayan ben ayrılmak istemedim bu sefer güneşten resmen...
Doyamadım bir türlü.. İçimiz ısınsın diye bi deniz bi güneş bi deniz bi güneş bol bol sömürdük ülkenin muhteşem havasını...
İşin ilginç yanı tatilin bana yetmeyip Ongun'a yetmesi oldu.. Halbuki bütün sene deliler gibi çalışan oydu :) ..
İlk iki gün Bodrum'un içinde Manastır Otel'de kaldık... Sabahları Yahşi'de denize girip akşamları Memedof, Körfez, Bitez Dondurmacısı gibi sofistike :) mekanları keşfettik...2 gün sonra da Kaynar Mevkiindeki tatil köyümüze (Ongun'un deyimiyle besi çiftliği) geçtik... İyi oldu iyi.. Enerji, ısı, dinginlik ne varsa doldurduk içimize.. 
Sonrasında ben aile saadetine geçiş yaparken, Ongun hayatın gerçekleriyle bir kez daha yüzyüze gelip işe geri döndü...
Bense Ankara'da anne yemeklerinin, arkadaş sohbetlerinin ve yeni takı malzemelerinin keyfini çıkardım :) ...
Artık dönüp bu seneki yaz tatilimizi geride bıraktıktan sonraaa yeni malzemeleri yavaş yavaş kullanma zamanı gelmiş olmalı :) 

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails