Şimdi madem Ongun Bey 5 hafta yok...
E ben de buralarda gezdim mi? gezdim...
Sonra bakınırken uygun fiyatlı ve direk Ankara'ya giden bi uçak buldum mu? buldum...
O zaman ben bi Ankara yapıp geliyim...
Hem de 2 hafta :)
Hatta Ankara'ya gitmişken dedemlere de gidiyim...
Mıncırıyım yanaklarını tontonlarımın, geliyim...
Bu arada siz Paşabahçe'den gelen hediye kutularının üzerindeki keçe kurdeleleri napıyosunuz?
Atıyor musunuz?
Yoooo sakın! Bakın yün bilekliklerle nasıl da şekil duruyorlar :)
27 Ocak, 2011
26 Ocak, 2011
Serdar Ortaç Yeni Albüm Çıkarsın, Ona Bile Razıyım!
ya galiba ben "yaz" ı özledim...
böyle sıcak sıcak, içimiz ısınsaydı, 2 dakkada elbiseleri, sandaletleri giyinip çıksaydık...
yayılsaydık bağlarda bahçelerde... iyi olmaz mıydı yav? şöyle bi neşemiz yerine gelmez miydi?
hava soğudukça ben de bu yün bilekliklerden yapıyorum...
daha önce morunu yapmıştım.. şimdi de kırmızısını... keçe çiçeğiyle birlikte...
böyle sıcak sıcak, içimiz ısınsaydı, 2 dakkada elbiseleri, sandaletleri giyinip çıksaydık...
yayılsaydık bağlarda bahçelerde... iyi olmaz mıydı yav? şöyle bi neşemiz yerine gelmez miydi?
hava soğudukça ben de bu yün bilekliklerden yapıyorum...
daha önce morunu yapmıştım.. şimdi de kırmızısını... keçe çiçeğiyle birlikte...
24 Ocak, 2011
Ella Ella Under My Sittirella.. Ella Ella..E...E......
- Sinir küpü gibi başlayan hafta sonumun, saatler ilerledikçe keyifli anlara dönüşmesini çok sevdim...
- Cuma akşamı Özlem ve Cahit'le, akşam 10'da tesadüfen bulduğumuz İtalyan restaurantında yediğimiz Lazanyaya ve beraberindeki sohbete bayıldım...
- Cumartesi Derya'yla olan Sloane Square keşfinin, girilip çıkılan mağazaların, yenilen tatlıların hiç bitmemesini istedim...
- Pazar günü, Türkiye'ye döneceği için, tekrar Özlem'le Covent Garden'da başlayıp Oxford Street'te biten uzun yürüyüşün ve eski günleri yad edişimizin keyfini bir daha kim bilir ne zaman yaşarız diye düşündüm...
Hafta sonu kısa bi özetle böyleydi işte...
Bu kolye ise biraz deneysel bi çalışma oldu.. İlk örneğini Mostar'da görüp hemen kendime de edindiğim kumaş kaplama kolyelerin, burada da çok moda olduğunu gördüm geçenlerde... Evde IKEA'dan kutu kaplamak için aldığım bir kumaşın arta kalan parçasıyla boncukları kaplayarak ben de denedim... Fena olmadı gibi... Ama biraz daha renkli kumaşlar daha güzel, daha cıvıl cıvıl olur gibi... Bi de biraz daha üzerinde çalışırım ben bunun :)
Bugünkü yazıyı kapatmadan önce bu sefer son sözü Sittirella'nın söylemesini istedim... Her zaman yazılarını okumaktan keyif alırım ama bu sefer daha da bi beğendim sanki... Belki sizin de hoşunuza gider.. Tam burada...
21 Ocak, 2011
Hafta Sonu! Hey!
Renkli kristalleri metal yuvarlakların içine monteledim... yaptım bunu... çiviledim, monteledim...
Sonra bi de orta kısma gri kristaller serpiştirdim... nedenini bilmiyorum... olmuştur heralde..
Sinirli miyim ne? Yoo... Yok canım!
Sonra bi de orta kısma gri kristaller serpiştirdim... nedenini bilmiyorum... olmuştur heralde..
Sinirli miyim ne? Yoo... Yok canım!
19 Ocak, 2011
Bir Gün Daha Geçti...
Sahne dekoruna hayran kaldığım güzel bi oyun izledim dün akşam... Kısa kısa hikayelerden oluşan "Twisted Tales" ilk Londra tiyatro deneyimim için gayet başarılıydı... Çıkışta pubda içilen çorbadan ve biralardan sonra (biliyorum alakasızlar ama oluyo böyle şeyler işte..hayat!) Aslı, Gökhan ve Co'yla evlere değıldık... Oh yaaa.. İnsan gördüm sonunda... Sağlıklı bünye gibisi yok yaav!!...
Dün bana Yasemin Hanım'dan bir mail geldi... Yeni bir site kurmuşlar ve daha yeni olduğu için daha çok insana ulaşmaya ihtiyaçları var.. Siteleri http://www.indirimlr.com/ ... Türkiyenin BÜTÜN şehirleri için TÜM fırsat sitelerinin fırsatlarını bir sayfada sunuyorlar...İndirimler kategorilere göre sıralanmış...Türkiyenin tüm fırsat sunan fırsat siteleri bir listede yer alıyor... Her fırsat sitesi için yorum (ve rating) yapabilirsiniz... Bence siteye bir gözatın... Şehir fırsatları ilginizi çekiyorsa, bu site size yardımcı olabilir...
Gelelim kolyemize...Bu renkli sedefleri o kadar çok sevdim ki keşke daha çok alsaymışım diye hayıflandım bi güzel... Bu renkliliği yok etmemek için de parliament mavisi floş ip kullandım boyun kısmı için...
Dün bana Yasemin Hanım'dan bir mail geldi... Yeni bir site kurmuşlar ve daha yeni olduğu için daha çok insana ulaşmaya ihtiyaçları var.. Siteleri http://www.indirimlr.com/ ... Türkiyenin BÜTÜN şehirleri için TÜM fırsat sitelerinin fırsatlarını bir sayfada sunuyorlar...İndirimler kategorilere göre sıralanmış...Türkiyenin tüm fırsat sunan fırsat siteleri bir listede yer alıyor... Her fırsat sitesi için yorum (ve rating) yapabilirsiniz... Bence siteye bir gözatın... Şehir fırsatları ilginizi çekiyorsa, bu site size yardımcı olabilir...
Gelelim kolyemize...Bu renkli sedefleri o kadar çok sevdim ki keşke daha çok alsaymışım diye hayıflandım bi güzel... Bu renkliliği yok etmemek için de parliament mavisi floş ip kullandım boyun kısmı için...
18 Ocak, 2011
Arnıld Şıvart...Şıva...Şırt... Şıvaaazeneger.. Gır...
Toparlandım, iyileştim sonunda..Ne çok hastalanır oldum..Sıkıldım artık bu nekahat dönemi yazılarından... Umarım uzun bi süre konu olmaz yazılarıma diyip normal yaşantımıza geri dönüyoruz...
Bugün önce şöyle güzel bi market alışverişi yapıcam... Eve en yakın market 7-8 dakika yürüme mesafesi... Dibimizde bişi yok... O yüzden kendime bi pazar arabası aldım :) Meğer müthiş bi kolaylıkmış... Süper anlaşıyoruz kendisiyle... Küçük gibi görünen dev adam... Dışardan bakınca tahmin edemeyeceğiniz kadar eşya alıyo... Bu arada buranın bana kattığı en büyük güzelliklerden birisi; yürümeye acaaaaip alıştım... Bu güzel alışkanlık bana yol, su, elektrik olarak geri döndü... Bacak bölgem biraz kaslandı (ahahha cümleye bak... kendimi terminatör gibi hissettim) (bu arada bende kastan eser yoktur, o yüzden bu sevincim) veeee biraz da kilo verdim... Ne güzel :) Günün geri kalanında ise akşamım bayaa keyifli geçeceğe benziyor... Roald Dahl'ın "Twisted Tales" adlı oyununa gidiyoruuumm... Süper!!
Yeniden sağlıklı bünyeye dönmüş olmak güzel diyoruuuuuz ve kolyemizi tanıştırıyoruz siz kıymetli kolyekolikçilerle... Bu nadide eserin metal fiyongunu (fiyonkunu mu fiyongunu mu?..hangisi size daha uygunsa onu seçiniz!) Eminönünden almıştım Türkiyeden ayrılmadan önceki son alışverişimde... Boy boy sıralanmışlardı... Hemen bikaç tane kaptım... Mor kristalle iyi gider dedim ve bittiiiii...
17 Ocak, 2011
Bolognese Soslarınızı Hazırlayııııın!....
Bu yazıyı Ongun'un kulaklarını çınlatmak için yazıyorum :)
Bu kolyeyi yapıp ona ilk gösterdiğimde "aaa spaghetti gibi olmuş" demişti...
Öle işte!...
Bu kolyeyi yapıp ona ilk gösterdiğimde "aaa spaghetti gibi olmuş" demişti...
Öle işte!...
14 Ocak, 2011
Bir Başkadır Benim Memleketim!!!
İki gündür yatmaktan başka bişi yapamadığımdan yavaştan gıcık olma durumları başladı... Değişiklik olsun, biraz kendime geliyim diye çamaşır makinesini çalıştırdım ama şimdi kara kara düşünüyorum nasıl asıcam o çamaşırları diye...
Normalden daha uzun saatler nette takılıyorum 2 gündür... Aslında buraya ilk geldiğimizde biraz Türkiyedeki haberlerden sıyrılalım demiştik ama olmuyor.. Okuyorsun yine... Okuyorum ve hayretler içinde kalıyorum..Ülkenin uzaktan görünen üç gündemi var sanki... İçki, Kanuni bir de Ucube(!) Heykelleri... Noluyo ya! Gündemlere bak... İçkinin alkolün hala tartışıldığına inanamıyorum bu devirde... Yani sana ne abi... İçiyorsam ya da içmiyorsam sana ne, kime ne? Ya Kanuni olayı.. Yok Rütük uyarı verdi, yok Kanuni sevişerek Rütüğe cevap verdi... Heykel olayındaki komedi... RTE'nin ucube bunlar, yıkıla! demesi, Kültür(!) Bakanının yok demedi demesi... Ardından RTE'nin dedim dedim bana ne edalarıyla yaptığı açıklamalar... Şaka mı ya? Bunlar ülkeyi ne hale getirdiklerinin farkındalar mı? Aaaa yok pardon, bu da planın bi parçasıydı di mi? Hani Hizbullah ve şu adam öldürsen bile kısa bi zaman sonra seni hapisten kurtaran(!) kanun olayları.. Gerek yok bunların konuşulmasına ama... Daha önümüzde ilgilenmemiz gereken bir içkimiz, Kanunimiz ve nice heykellerimiz varken... Offf of!
.....
Sedefli, kaplan gözlü kolyemden kalan sedefleri ve taşları kullanarak yaptım bu kolyemi... En sevdiğim şey bir malzemeden birkaç kolye çıkarmak...
Normalden daha uzun saatler nette takılıyorum 2 gündür... Aslında buraya ilk geldiğimizde biraz Türkiyedeki haberlerden sıyrılalım demiştik ama olmuyor.. Okuyorsun yine... Okuyorum ve hayretler içinde kalıyorum..Ülkenin uzaktan görünen üç gündemi var sanki... İçki, Kanuni bir de Ucube(!) Heykelleri... Noluyo ya! Gündemlere bak... İçkinin alkolün hala tartışıldığına inanamıyorum bu devirde... Yani sana ne abi... İçiyorsam ya da içmiyorsam sana ne, kime ne? Ya Kanuni olayı.. Yok Rütük uyarı verdi, yok Kanuni sevişerek Rütüğe cevap verdi... Heykel olayındaki komedi... RTE'nin ucube bunlar, yıkıla! demesi, Kültür(!) Bakanının yok demedi demesi... Ardından RTE'nin dedim dedim bana ne edalarıyla yaptığı açıklamalar... Şaka mı ya? Bunlar ülkeyi ne hale getirdiklerinin farkındalar mı? Aaaa yok pardon, bu da planın bi parçasıydı di mi? Hani Hizbullah ve şu adam öldürsen bile kısa bi zaman sonra seni hapisten kurtaran(!) kanun olayları.. Gerek yok bunların konuşulmasına ama... Daha önümüzde ilgilenmemiz gereken bir içkimiz, Kanunimiz ve nice heykellerimiz varken... Offf of!
.....
Sedefli, kaplan gözlü kolyemden kalan sedefleri ve taşları kullanarak yaptım bu kolyemi... En sevdiğim şey bir malzemeden birkaç kolye çıkarmak...
13 Ocak, 2011
"Antibiyotiğimi Seviyorum" Kampanyam!!!
Zamanlamaları hep bu kadar harika yapmak zorunda mıyım acaba? Ongun gitti ve ben yatağa düştüm.. Hasretten ince hastalık falan diil tabi ki, gitmeden önce bana anı olarak bıraktığı mikroplar.. Ama yine sağlam vurdular.. Yatak döşek yatıp, yenilgiyi kabullenip, antibiyotiğimi aldım :( ... Hastalığıma hürmeten bugün sakin bi bilekliğin resmini yayınlıyorum... Sakin, huzurlu, yeşilli, siyahlı, bordolu...
12 Ocak, 2011
Gitti Gidiyor.Com/Malezya
Dikkat!!! Bu yazı yoğun arabesk öğeler içermektedir!!!
Gitti... Beni ööööylece bu gurbet ellerde bırakıp gitti... Hem de öyle bir yer ki, konuşmak için saat hesabı yapmanın gerektiği, "şimdi arasam boncuk gözleriyle uyuyor mudur"u sorgulatacak bir yer!!
Malezya... Hem de tam 5 hafta... Ahhhh batsın bu dünya!!! Biz evlendiğimizden beri hiiç bu kadar ayrı kalmadık yahu!
Yani herşey ne güzel gidiyodu, o haftaiçi işine gidiyodu, ben kolyelerimi yapıyodum, bazen hafta içi sürpriz akşam çıkmaları ayarlıyodu, asıl eğlencemiz hafta sonları yeni şehrimizin tadını çıkarmaktı... falandı filandı... ne bu şimdi 5 hafta!!! :(((( Açaydım kollarımı, dur gitme diyeydim!!!
Vallaha gitti adam!! Bi de üstüne üstlük ben mahzun bir kırmızı gül misali bakınırken etrafa, demez mi "galiba bundan sonra böyle" diye... AAAARRRGGGHHHHH!!!!! ...
Galiba bundan sonra böyle mi? Acaba mı ki? ... O zaman kafa çalıştırıla, en hain planlar yapıla, bir dahaki uzun seyahate bana da bilet alına!!!! NIHAHA...
Yüzüm gülse de içim kan ağlıyor diye buna diyorlar galiba!!! Naapsam, nerelere gitsem!!!... E pazarları falan geziim bari ?!?!*?!?!*
Gitti... Beni ööööylece bu gurbet ellerde bırakıp gitti... Hem de öyle bir yer ki, konuşmak için saat hesabı yapmanın gerektiği, "şimdi arasam boncuk gözleriyle uyuyor mudur"u sorgulatacak bir yer!!
Malezya... Hem de tam 5 hafta... Ahhhh batsın bu dünya!!! Biz evlendiğimizden beri hiiç bu kadar ayrı kalmadık yahu!
Yani herşey ne güzel gidiyodu, o haftaiçi işine gidiyodu, ben kolyelerimi yapıyodum, bazen hafta içi sürpriz akşam çıkmaları ayarlıyodu, asıl eğlencemiz hafta sonları yeni şehrimizin tadını çıkarmaktı... falandı filandı... ne bu şimdi 5 hafta!!! :(((( Açaydım kollarımı, dur gitme diyeydim!!!
Vallaha gitti adam!! Bi de üstüne üstlük ben mahzun bir kırmızı gül misali bakınırken etrafa, demez mi "galiba bundan sonra böyle" diye... AAAARRRGGGHHHHH!!!!! ...
Galiba bundan sonra böyle mi? Acaba mı ki? ... O zaman kafa çalıştırıla, en hain planlar yapıla, bir dahaki uzun seyahate bana da bilet alına!!!! NIHAHA...
Yüzüm gülse de içim kan ağlıyor diye buna diyorlar galiba!!! Naapsam, nerelere gitsem!!!... E pazarları falan geziim bari ?!?!*?!?!*
11 Ocak, 2011
Sevgili Günlük Gibi Bişi Oldu Bu Blog da!!!
Hafta sonu, artık bir nevi yaşam şeklimiz olan "hesapta olmayan planlar"la geçti... En güzeli! Cuma akşamı tutturdum ben pizza diye... Kriz kıvamında.. İnternette Fire&Stone denen bir yer keşfedip - ki zaten daha önce milyonlarca kişi tarafından keşfedilmiştir- oraya gitmek istedim. Ancaaaaak hayat sana her zaman istediklerini vermiyor Didemciiiim... Bi gittik, ı ıh... yer mer yok... Ongun'un aklına gelen Strand'deki Pizza Express iseeee banaaa hem pizzamı hem de sonundaki tiramisumu kazandırdı!!... Sonrasında telefonlaşmalar ve gecenin sonunda metroyu kaçırtacak kadar keyifli sohbetiyle meşhuuur pub gecelerinden biri...
Cumartesi kültür turunun bi ayağı olan Natural History Museum.. Gez gez bitmedi.. Ama harbi bitmedi.. Yarısını da sonra gezicez.. Bak unutmiim diye buraya da yazıyorum!!
Ertesi gün hala evde bikaç eksik olduğu için IKEA yapalım dedik ama orda da gitmeden önce internet kontrolü yapmamanın cezasını çekip, yolun yarısında hem metronun hem de trenin kapalı olduğunu öğrenip, kalakaldık... Otobüsle mi devam etsek, ama kutuları nasıl taşicazlarla geçen bir beyin fırtınasının ardından, bir çift birbirini bu kadar mı gaza getirebilir alllaaaaaam söylemleriyle IKEA evimizin herşeyinden vazgeçip, yeni bir amaca yöneldik... Liverpool Street - Spitalfields Market beyler bayanlar... Gayetten keyifli, incikçi boncukçusu, kekçisi, kıyafetçisi, cantacısı, antikacısı, hem dükkanı hem standıyla cici bir pazar yeri burası... Tabi biz saksı gibi IKEAya gidiyoruz, ne gerek foto makinesine dediğimiz için fotolar yok...Ama nasıl olsa bi daha giderim oralara o zaman gelir fotoları...
Ha illa foto görcem ben bugün burada.. Görmezsem ayağıma kramp falan girer diyosanız yeni kolyenin fotosunu verelim?!?!? hem bak cici cici kırık taşlar, metal aparatlar, sütlü kahvemsi boncuklar, kalpli kapama.. ooh mis!
Cumartesi kültür turunun bi ayağı olan Natural History Museum.. Gez gez bitmedi.. Ama harbi bitmedi.. Yarısını da sonra gezicez.. Bak unutmiim diye buraya da yazıyorum!!
Ertesi gün hala evde bikaç eksik olduğu için IKEA yapalım dedik ama orda da gitmeden önce internet kontrolü yapmamanın cezasını çekip, yolun yarısında hem metronun hem de trenin kapalı olduğunu öğrenip, kalakaldık... Otobüsle mi devam etsek, ama kutuları nasıl taşicazlarla geçen bir beyin fırtınasının ardından, bir çift birbirini bu kadar mı gaza getirebilir alllaaaaaam söylemleriyle IKEA evimizin herşeyinden vazgeçip, yeni bir amaca yöneldik... Liverpool Street - Spitalfields Market beyler bayanlar... Gayetten keyifli, incikçi boncukçusu, kekçisi, kıyafetçisi, cantacısı, antikacısı, hem dükkanı hem standıyla cici bir pazar yeri burası... Tabi biz saksı gibi IKEAya gidiyoruz, ne gerek foto makinesine dediğimiz için fotolar yok...Ama nasıl olsa bi daha giderim oralara o zaman gelir fotoları...
Ha illa foto görcem ben bugün burada.. Görmezsem ayağıma kramp falan girer diyosanız yeni kolyenin fotosunu verelim?!?!? hem bak cici cici kırık taşlar, metal aparatlar, sütlü kahvemsi boncuklar, kalpli kapama.. ooh mis!
07 Ocak, 2011
Yağmuuuuuuurr... Beni Alamazsıııııııınnn!!!!!
İki gündür hiç durmadan yağan yağmur!! Üzgünüm ama beni bunalımlara sokamazsın!!!
Her ne kadar 1 aydır sadece 3 gün yarımşar saat güneş görmüş olsam da, ne biçim şartladıysam kendimi gelmeden, hiç takmıyorum bile...
Güneşin çıkmamasıyla ilgili beni sinir eden tek konu; loş evde parlak kolye resimleri çekmeye çalışmak... Acaba bunun için sineğim Aylin'imden mi yardım alsam acaba?? :)) Belki bu bahaneyle buraya da gelmiş olur.. Acaba Ongun'la düzmece bi düğün mü tertiplesek!?!?!?... nıhohaha....
En komük anlar da bütün perdeler, ışıklar açık,ben şekilden şekile elimde foto makinesiyle kolyelerin fotolarını çekmeye çalışırken, perdelerin açık olmasına alışkın olmayan Brit halkının şok gözlerle eve bakması :)) Hayır şok olucak bişi yok.. Neden o kadar tedirgin oluyolar anlamadım :) ... Yiceeeem hepiniziiiiiiiiiiii....
Bugünkü kolyem yine dergilerimden birinden... Diğer kolyelerden arta kalan malzemeleri değerlendirme kolyesi... "Haydi Parka Gidelim!!" kolyemdeki yeşil boncukları baz alarak (ay bu ne be), yanına da kararmalarından korktuğum için çok kullanmak istemediğim ama kullanınca da çok hoşuma giden sarı pirinç malzemeleri kullanarak yaptım bu kolyemi...Aradaki siyah iri boncukların da hakkını yemiyim şimdi!!
Bu arada bizim çamaşır makinesi birazdan yanıma gelicek sanki... Öyle sesler çıkarıyo ki yakında konuşmaya başlamasından korkuyorum!!!
Her ne kadar 1 aydır sadece 3 gün yarımşar saat güneş görmüş olsam da, ne biçim şartladıysam kendimi gelmeden, hiç takmıyorum bile...
Güneşin çıkmamasıyla ilgili beni sinir eden tek konu; loş evde parlak kolye resimleri çekmeye çalışmak... Acaba bunun için sineğim Aylin'imden mi yardım alsam acaba?? :)) Belki bu bahaneyle buraya da gelmiş olur.. Acaba Ongun'la düzmece bi düğün mü tertiplesek!?!?!?... nıhohaha....
En komük anlar da bütün perdeler, ışıklar açık,ben şekilden şekile elimde foto makinesiyle kolyelerin fotolarını çekmeye çalışırken, perdelerin açık olmasına alışkın olmayan Brit halkının şok gözlerle eve bakması :)) Hayır şok olucak bişi yok.. Neden o kadar tedirgin oluyolar anlamadım :) ... Yiceeeem hepiniziiiiiiiiiiii....
Bugünkü kolyem yine dergilerimden birinden... Diğer kolyelerden arta kalan malzemeleri değerlendirme kolyesi... "Haydi Parka Gidelim!!" kolyemdeki yeşil boncukları baz alarak (ay bu ne be), yanına da kararmalarından korktuğum için çok kullanmak istemediğim ama kullanınca da çok hoşuma giden sarı pirinç malzemeleri kullanarak yaptım bu kolyemi...Aradaki siyah iri boncukların da hakkını yemiyim şimdi!!
Bu arada bizim çamaşır makinesi birazdan yanıma gelicek sanki... Öyle sesler çıkarıyo ki yakında konuşmaya başlamasından korkuyorum!!!
06 Ocak, 2011
Stres Yönetimi Sıfır Bende!!!
Hep böyle tospembe geçmiyo hayat tabiki burda da... Tıpkı dün gibi... Dünkü koşturmam, stresim yine "sen burda turist diilsin, hayat devam ediyor" olgusunu zönk diye yüzüme vurdu...
Buradaki en büyük sorunlardan biri bankalar, işlemler inanılmaz yavaş ilerliyor, banka hesabı açtırmanız bile 3 haftayı buluyor.. Ben de dün her zaman yaptığım gibi bankadan para çekmek için ATMye gittim... sağlam bir miktar çekmem gerekiyodu... Kira olayı için diyim siz hayal edin!!... Neyse "işlem yapılıyor bekleyin", ıvır zıvır derken bi anda kart geri çıktı ve bir sorundan dolayı paranın ödenemeyeceğine dair makbuz önüme düştü.. Sonra da ekranda yine bekleriz denen kendi çaplarında çok mutlu cümle!! Noluyo ya, şaka mı bu diye epey bi süre ATM'nin önünde bekledim.. belki bi anda para geri çıkar falan diye ama tık yok.. Banka görevlisine gidip sorduğumda çok büyük bir durum olmadığını, makbuzun üstünde ÖDENMEDİĞİ yazdığından büyük ihtimalle paranın hala hesapta olduğu söyledi..
Ben de rahat rahat gezdim tabi ama eve gelip de internetten kontrol edinceeeeee ZÖNK!!!! para gayetten güzel çekilmiş olarak görünüyo!!!!! Koştur koştur yağmurda ıslanarak tekrar metroyla bankaya geri döndüm... Ama onlar da o bankanın müşterisi olmadığım için yardımcı olamayacaklarını, Türkiyedeki bankayla iletişime geçmem gerektiğini söylediler.. Sonra ben tekrar Türkiyeyi aramaya çalıştıııım, telefon tuşları problem çıkardıııı, kontörüm bitiyoduuu bla bla blaaaa...
Sonuçta fakslar çekildi, telefonlar edildi, haber bekleniyor... İyiki her ATM işleminden sonra makbuz alıyorum... Çevre için üzgünüm, kendi çapımda çevreciyimdir ama elektronik ortamlarda ve başıma böyle ATM'den bir iki olay daha geldiği için böyle zamanlarda çevreyi düşünemiyorum... Bir banka hesabının açılmasının 3 haftayı bulduğu yerde, paranın çekilmediğinin ortaya çıkmasının ve hesaba geri yatırılmasının ertesi gün olmasını beklemiyorum... Ama en azından olay sonuçlanır da bir an önce para olması gerektiği yere geri döner diye düşünüyorum :) Of of of.. Stres!!!
Bugünkü kolyeyi sedef ve kaplan gözü taşlardan yaptım!... Bugün belki kafam dağılsın diye tüm gün kolye yapabilirim!!!
04 Ocak, 2011
Haydi Parka Gidelim!!!
Farklı planlar vardı yılbaşı gecesiyle ilgili... Önce bi puba gider sonra da arkadaşların ev partisine katılırız diye düşünmüştük...Ama biz önce Hyde Park'taki panayıra gittik... Çocuklar gibi şendik :) Ongun'un roller coaster macerası, benim at yarışlarındaki hüsranım, buz pateni sahasında deli gibi buz pateni yapan İngilizler, yiyecekler, içecekler...
Ardından Ongun'un Big Ben'in çok yakınında olan işyerinin civarında milletle gittiği bi pub vardı.. Ship & Shovell... hadi dedim bu sefer de beni götür... Gittik, yer yokluğundan tanımadığımız iki babacanın masasına oturduk... yavaş yavaş ilk laf atmalar, kurulmaya başlanan uzun cümleler, kahkahalar, arkadaşlarımız gelse de nolur kalkmayınlarla yine hiiiiiiiiç planlamadığımız ama çooooooook eğlendiğimiz bi gece geçirdik.. Kocaman bi masa olduk, sohbet-muhabbet derken gecenin sonu heeep birlikte Big Ben'in altında havai fişenkleri seyretmemizle son buldu :) Kim demiş İngilizler soğuktur diye :))
Bizim yeni yılımız böyle geçti :)
Ve tabiki yeni yılın ilk kolyesi
Ben boncuklarının desenine bayıldım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













