31 Mayıs, 2010

Kışa Yatırım...

Araştırmacı ruhumun öne çıktığın günlerden birgün,
Enhar Hanım'ın editörlüğünü yaptığı Hamarat Diva'yı keşfetmiştim...
Eminim birçoğunuz biliyosunuzdur...
Yani benimki kendi çapımda bir keşif :) ...
Bir kendini kandırmaca, bir heveslenmece...
Orada çok güzel bir şekilde anlatılıyordu yün iplerle bileklik tekniği...
Ben de Eminönü'nden aldığım bileklikler, renkli yün ipler ve onlara uygun keçelerle 
silikon tabancamı kullanarak bileklikleri yaptım...
Yalnız bilekliklere zam gelmiş galiba...
Benimki söylendiğinden biraz daha fazla tuttu :) ...
Kışın bileğinizde yumuşacık, renkli dokunuşlar hissetmek istiyorsanııııız,
siz de bu bilekliklerden kolaylıkla yapabilirsiniz...

27 Mayıs, 2010

Boyu Posu BOSU ...

2-3 haftadır mutteşem!!! vücüdümü şekillendirmek için spora başladım..
Dün de ilk defa yeni dönem sporlarından biri olan "BOSU"yu denedim..
Aboooooov demek istiyorum sevgili okuyucu... 
50 dakikada, yarım daire şeklindeki bir topun beni bu derece hallaç pamuğuna çevireceğini
hayatta tahmin edemezdim...
Ama işin ilginci; topunun üzerinde dakikalarca höpleyip zöplememe rağmen
 bugün hiç bi hamlık hissi ya da ağrı mağrı yok..
Hadi kalk gidiyoruz deseniz, ya pismilla diyip giderim.. o derece!!!
Sanırsam sonunda işe yaricak bişiler buldum... 
On numero "BOSU"...
Bu da topusu...
Gelelim bilekliğe...
Cam atölyesinde içine sevgimi katarak :) yaptığım camlar ve 
uygun renklerdeki boncuklarla taaaam bir yazlık bileklik oldu...
Camların bir özelliği var...
--Millefiori tekniği--
Bu camlarda; ana yuvarlak camınızın üzerine rengarenk minicik desenli parçaları koyup, ısıtıp, eritiyosunuz ve yayvan şekiller elde ediyosunuz...
Desen desen, renk renk...


24 Mayıs, 2010

Videosuyla Kolyesiyle Zengin Postu :)

Ben ne severim bu şarkıyı...
Açarım sesi, sonra da hoplaya zıplaya dans ederim 
her ne kadar sözleri duygusal olsa da :)
Sizinle de paylaşayım istedim buradan.. 
Belki sizi de gaza getirir, bi fırsatını bulur gidersiniz 
İtalya'lara, Roma'lara, Vedenik'lere, Floransa'lara, bla bla'lara...
Önce bi dinleyin sonra kolyeyi anlatiim...

Offf süperdi di mi?
Gelelim kolyeyeeee...
Takı tasarım dergisinde görüp, beğenip, yaptım kolyemi...
Renkleri değiştirdim kendi kafama göre...
Tasma formunda, su yeşili kurdeleli ve incili, kristalli, boncuklu çıktı ortaya... 

Ha bu arada zönk diye girdin olaya,
Nerelerdeydin kaç haftadır diyen soranlara
Belki bikaç post sonra anlatırım diyorum :)

10 Mayıs, 2010

1 Kırık Bilek....

Böyle sakin sakin pofurdatıp gelmeyi çok isterdim.. Ama siz bilmezsiniz bizim aileyi.. Biz böyle yılın belli zamanlarında böyle bi ortalığı tozu dumana katarız.. Psikolojileri altüst ederiz... Herkesin yüreğini ağzına getiririz.. 
Bu sefer olay kahramanı olma sırası dayımdaymış... 50'lerinde artık bizim ailenin yaramaz çocuğu ama halaaa içi de dışı da taş çatlasa 32... Tutturdu 2 sene önce "motor alıcam, motor alıcam" diye.. Aldı da tabiki. Ama malesef geçen Çarşamba akşamı 1 kırık bilek, 1 yarık alın, dikişli kollar ve bacaklarla motoruna veda etmek zorunda kaldı.. Zaten motorunun da onu görücek hali kalmadı.. Doğru hurdaya... 
Tabi bu arada bizim yılların deneyimli annoşu da biz Konya'ya inene kadar söylememiş bize -Onlar da Perşembe Konya'ya gidince öğrenmişler zaten-  Cuma akşamı yavaş yavaş önce sıyrık, sonra kıymık derken kırıktan girdik, hastanede yatıyodan çıktık... Biz tabi şok...Çok şükür ucuz atlatmış yine.. Cumartesi hastaneden çıktı.. Artık 2 günü hep beraber "oh çok şükürlerle, buna da şükürlerle" geçirdik...
%100 hatayı karşı tarafa vermiş trafik.. Aman motorcular dikkat yaaa... Offff çok korkuyorum ben bu motor olayından... Suç karşıda olsa bile işte ne biliiimm motor yaaa ... Tehlikeli ya bu motorsiklet olayı...
Neyse herkesi görüp, moralleri düzeltip, sarılıp, öpüşüp, koklaşıp geldik köyümüz İstanbul'a... Pazar alışverişimi yapıp, geldim eve veeeeeeee yeni kolyemi yaptıım...

06 Mayıs, 2010

Pofurdatmaya Gidiyorum :)

 Benim çooooooook sevdiğim iki tane pofuduğum var Konya'da...
Biri anneannem biri de dedem...
Uzun zamandır görmemenin sebep olduğu bi kavuşma heyecanı var içimde...
Yarın akşam ikisine de şöle sıkıca bi sarılıcam...
Doya doya öpücem...
Sonra da Pazar günü tıpış tıpış geri gelicem :((

Bu fotolar dedemin Belediye Başkanı olduğu dönemdeki 
Amerika seyahatinden... 
Ne anılar, ne hikayeler var bu fotoğraflarda...
ve  diğer ikisi pofuduklarımla en çok sevdiğim iki bebeklik fotoğrafım...


Blogun da güzelliklerinden biri bu işte... 
Çok güzel bi anı saklayıcı ;) .. 

04 Mayıs, 2010

Goldın Fingır Şangır Şungur :)))

***Bugünlerde accccaaaaaip dikkatimi çeken bişi var***
Reklamlarda...
Neden "Ülker" ürünlerinin çoğuna İngilizce isimler verip de 
onları Türkçe telefuz ettiriyo seslendirmelerde hiiiiç anlamıyorum!!!!
---Ülker Golden Finger---
Fingır diil ama finger... Goldın diil ama golden ...
O zaman kasma ismi İngilizce olucak diye...
Bas Türkçe adını; Altın Parmak diye :))))))
Yeni gri kolye buradaaa..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails